1946 yılında Türkiye’de tek partili dönem sona erdi ve Demokrat Parti adında yeni bir parti kuruldu. Kurucuları; Celal Bayar (Gözlüklü Celal), Adnan Menderes, Refik Koraltan, Fuat Köprülü ve adlarını hatırlayamadığım başka ünlü kişilerdi. Parti tam milletin sıkıntılı zamanında kuruldu. Bilhassa köylüler çok zor durumdaydı. Yokluk,pahalılık ve karaborsa almış yürümüştü. Parti Başkanı Celal Bayar, Atatürk zamanında da Başbakanlık yaptığı için halka pek yabancı gelmiyordu. Bilhassa köylüler ‘’Gözlüklü Celal, Demirkırat (Demokrat) adında parti kurdu, bolluk ve ucuzluk getirecek’’ diye seviniyorlardı. Devam '1946 Genel Seçimleri'»
Şimdi işimiz tamam dedik ve hemen Pazarören yoluna düştük, geldik Enstitü Müdürlüğüne; Müdür Bey yardımcısına “Bunu bir imtihan et” dedi. Müdür yardımcısı bana bir dergi okuttu, başka da matematikten bir şeyler yaptırdı. Müdür Bey’in yanına gittik. Ağabeyim de Müdür Bey’in yanında oturuyordu. Müdür yardımcısı: “Çok iyi” dedi. Müdür Bey “O halde şimdi alırsak eğitim yok. Ekim ayına hasat işlerinde çalıştıracağız. Böyle olunca sizin zararınız olur. Ağabeyime gel Kadir Bey bunu götür ekim ayına kadar bizim işimizde çalışacağına kendi işinizde çalışsın. Ekim ayında gelin hemen kayıt ederiz.”dedi. Ağabeyim de bunu makul karşıladı. Eve geldik, ekim ayını zor getirdim. Ekim ayı geldi, yine gittik Pazarören’e. Öğlen sonu idi. Müdürü göremedik. Yalak’lı (Yeşilkent’li) Ahmet’i sordum, “Kömür boşatıyor” dediler. Devam 'Köy Enstitüsüne Başvuruyorum'»
Babamın ölümünden bir yıl sonra, büyük ağabeyim Kadir terhis oldu geldi. Kendimizi biraz toparlamaya çalışırken, tekrar ihtiyat askerliğine çağıdılar, bir sene de ihtiyat askerliği yaptı geldi. Bende bir okuma aşkı var ki gözüm başka bir şey görmüyor. Falan, falan kıza aşık. Falan kız falan gence aşık derler. Fakat benim hiç umurumda değil, illaki okuyacağım. Ben ilkokulun üçüncü sınıfını bitirmiştim. O zamanlar köy Enstitüleri vardı. Köylü çocukları alıp, İlk okuldan sonra beş sene okutup, köy okullarına öğretmen vekili olarak az bir ücretle tayın ediyorlardı. Üç yıl staj dönemi vardı. Bu üç yılda olumlu müfettiş raporu alanların öğretmen olarak atamaları yapılıyordu. Bunlara öğretmen oldukları köyün hazine arazisinden tarla, inek,öküz veriyorlardı. Bir miktar da aylık. Güya bu öğretmenler köylerde çiftçilik yapacaklar, köylülere de modern Devam 'Okuma Sevdam'»
Yıl 1939 Ocak ayı, o senelerde okullarda sömestri tatili yoktu, ancak bayramlarda bayram süresince tatil oluyordu. Sanırım Kurban Bayramı tatili idi, yanımda kardeşim Hayri, okul arkadaşlarımdan Raşit ve Yaşar, bir de köy halkından Recep vardı. Recep bizden büyük 20-22 yaşlarında; Recep önümüze düştü, Akpınar’dan köyümüz olan İğdebel köyüne gidiyoruz; Kardeşim Hayri ile ben İğdebel köyündeniz diğer üçü Akpınar köyünden. Mevsim kış olmasına rağmen kar yok, hava ılımlı, fakat çamur var. Arkadaşlarla şakalaşarak yolumuza devam ederken; Akpınar ile İğdebel köyleri arasında Polatpınarı köyü var. Seyhan ırmağının bir kolu da Göksu adıyla Polatpınarı civarinden geçmektedir. Tabi ki Devam 'İlkokul Yıllarım'»
Babam; 1864-1874 tarihleri arasında Kuzey Kafkasya’dan Türkiye’ye göç eden Çerkezlerin Bezhağ kabilesinin LAÇIŞ (lafij, lefij) ailesinden Şemail’in altı erkek ve dört kız olmak üzere on çocuğunun en büyükleridir. Sırasıyla erkeklerin adları Ali, Mehmet, Şaban Çavuş, Hasan, Hüseyin, Mustafa, kızlarınsa Sariye, Ayşe, Nuriye ve Rafiye dir. Nuriye ile Rafiye dedemin ikinci eşinden. Dedemin ilk eşi yani babaannem öldüğünde takriben dedem 70 yaş civarında imiş. Dedeme evlendirme teklifinde bulunmuşlar, dedem kabul etmemiş. Çok ısrar etmişler. Dedem “bana kız alın dul kadınla asla evlenmem.” demiş. Bunun üzerine köyde asil ailelerden (DIGAÇ AİLESİ)’nin kızlarını almışlar. İşte yukarda adlarını yazdığım Nuriye ile Rafiye dedemin yeni eşinden olmuştur. Erkeklerden Mehmet Çanakkale savaşında, Şaban Çavuş milli mücadelede Hacın (Saimbeyli) Ermeni’leriyle, Urumlu (Doğanbeyli) köyü civarındaki çatışmada altı arkadaşı ile Devam 'Babamın (Şemail Ali) Hayatı'»