Ne Tadı Var Bu Dünyanın

Otobüsümüz Dokuz Dolamaç’ ı homurdanarak indi. Güneş doğmamış fakat etraf aydınlanmaya başlamıştı. Eskilerin bahri şafak başlangıcı dedikleri anlardaydık. Güneş doğmamıştır ama etraf aydınlanmaya başlamıştır, birazdan güneşin doğacağını bilirsiniz. Gece boyu yağan kar farlarımızın önünden uçuşuyor ve oyunlar yaparak tarlalara savruluyordu. Şoför bir plak koydu- ben onun hemen yanındaydım- kısık ve cızırtıyla bir parça çalmaya başladı. “Ne tadı var bu dünyanın… Gelmezsen, görmezsen, öpmezsen…” Başımı buğulanmış cama yasladım. Bacalarından ince dumanlar çıkan köylerden geçiyorduk, bazen köylerin girişlerindeki kavakları saymaya çalışıyor, kangal kırması çoban köpeklerinin yerlerinden fırlayıp bizim otobüs geçinceye kadar delice…