Ağabeyim Abidin'in Kayapınar Köyünden evlenmesi | Saban
Bu hayatta bir insanın , bayağılıktan veya yalnızlıktan birini seçmekten başka şansı yoktur. A. Schopenhauer
Kazım Saban
Kazım  Saban
27 Ekim 2016 Perşembe
ksaban@saban.tc
Ağabeyim Abidin’in Kayapınar Köyünden evlenmesi

agabeyim abidinin evlenmesiDiğer anılarımda da yazdığım gibi biz bir babadan dört erkek ve dört kız olmak üzere sekiz kardeştik.  Küçük annemizden Abidin, Kazım,  Zülfiye vardı. Babamız hayatta iken çiftçilik yapardı. Yıllık bir tutma(işçi) tutardı. Hasat zamanı da üç aylığına iki tane tutma tutardı. Kardeşim Hayri ile ben ilkokulda, köyümüzün okulu olmadığı için köyümüze 20 kilometre uzaklıkta bulunan Akpınar köyünde okuyorduk.  Henüz tarlada çalışabilecek durumda değildik. Abidin ağabeyim bizden büyük olduğu için işçilerle beraber çalışırdı ve çok yorulurdu. Babama bir şey diyemezdi ama anneme sitem ederdi. “Sevdiğiniz çocukları okutuyorsunuz beni sevmediğiniz için okutmuyorsunuz.” derdi.

Babam 1940 yılı Kasım Ayının 16 sında Pazar günü vefat etti. İkinci Dünya Harbi vardı. Kadir ağabeyim silah altındaydı. Türkiye savaşa fiilen girmemişti ama her an girecekmiş gibi hazırlıklı duruyordu. Abidin ağabeyim de 1924 doğumluydu ve daha 18 yaşında iken askere alınmıştı. Hiç izin kullanmadan tam 48 ay (4 sene) askerlik yaptı ve 1947 yılında terhis oldup geldi. Yine çiftçiliği eline aldı. Bizim de mali durumumuz düzeldi. Kadir ağabeyim “Abidin evlenmeyi hak etti, ata binsin gezsin ailemize uygun bir aile kızı beğensin.” dedi.

Ağabeyim Uzunyayla’da.

Kapımızda bir safkan Arap atı, bir yarım kan Arap ve bir de yerli olmak üzere üç binek atı vardı. Abidin ağabeyim yarım kan ata bindi. Pınarbaşı, Göksün taraflarını gezdi. Düğünlerde o zamanın geleneklerine göre at koşusu yaparlardı. Atı koşulara koydu, kendi de iyi binici idi. Dört sene süvari olarak askerlik yapmıştı. Ata da bizzat kendi bindi.  Katıldığı her koşuda at birinci geldi. Etrafta atı da kendisi de iyi ün yaptı. Bu arada biri “Neden uzaklarda kız arıyorsunuz? Kayapınar köyünde Hacı Zekeriyeler’den  Ali Ağa(Kara Ali)’ nın  yeni yetişme kızı var, ailesi de size uygun; ama onlardan kız almak biraz zordur.” dedi. Kadir ağabeyim: “Abidin oraya gitsin, kızı görsün beğenirse alma işini bana bırakın.” dedi. Abidin ağabeyim köydeki düğünü bahana etti gitti, gördü ve konuştular. Kız “Babam bilir!” demiş. Kadir ağabeyim gitti, babasından istedi ve iş oldu. Memlekette eşi görülmemiş bir düğünle gelini getirdik.

Gelin geldikten takriben bir sene sonra Abidin ağabeyimle ikimiz bir evde kalmaya başladık ve takriben bir sene sonra ben askere gittim, iki sene askerlik görevimi yapıp geri geldim. Askerden geldikten sonra rahatsızlandım. Kayseri’ye doktora gittim. Doktor muayene etti zatürre teşhisi koydu. Bana gereken ilaçları verdi, altı ay çalışmamam ve her üç ayda kontrole gitmemi söyledi. Eve geldim durumu söyledim, ağabeyim de yengem de (Behice) ” aman sen iyi ol da hiç çalışma” dediler. Yanlarında hastalığı atlattım, iyi oldum.

Ağabeyimin bulunmaz karekteri

Bundan sonra da ağabeyim ticaret işleri ile meşgul oldu. Ticarette sansı açıktı, iyi kazanç sağlıyordu. Parası yoktu ama parası olan tacirlerden fazla kazanıyordu.  Doğru ve dürüst biri olduğu için etrafta herkes itimat ederdi. Kimin parası varsa getirir ona emanet ederdi. Kesinlikle yemin etmezdi, en büyük yemini “İnan ki böyledir !” demekti. Kim sıkışırsa yanına gelir para isterdi.  Kendisinde yoksa da parası olan birine gider, kedine lazımmış gibi para ister alır, o sıkışan adamı boş göndermezdi.

En son tanık olduğum bir olay; sosyal güvencesi yok diye Ziraat bankasında bir döviz hesabı açtırdım, hesap numarasını da çocuklara dağıttım; herkes elinden geldiği kadar hesaba döviz yatırdı ve bir miktar döviz birikti. Bu arada sondaj işlerinde kalfalık yapan biri gelip para istiyor, ay başında vereceğini söylüyor; abim de gidip bankadaki paraları çekip o adama veriyor, ay başı da geçiyor, iki ay daha geçiyor para yok.  Birini gönderiyor parayı versin diye. Adam  “Param yok bu ay veremeyeceğim.” diyor, bu arada bir ay daha geçiyor  ve ağabeyim hastalanıyor. Doktora gidecek para yok. “Ben gidip bu adamı bulayım,  bir de fırça çekeyim, parayı da alayım.”  dedim. Ağabeyim “Hayır sen gitme!” dedi. Başkasını gönderdik parayı aldı geldi. Adam  gelip de bir teşekkür bile etmedi. “Böylesi adamların işini  görüyosun,  gelip de sana bir teşekkür bile etmedi.” dedim. Ağabeyim “Boş ver o utandı da  onun için gelmedi.” dedi.

Ağabeyimin hoş görüsü ve dürüstlüğü hakkında ne kadar yazsam bitiremem. Nur içinde yat ağabeyciğim.

27/1/2010 Kazım  SABAN

  Sosyal   Medyada   Paylaşın
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

%d blogcu bunu beğendi: