Oğuz Atay'ı anarken | Saban
Bu hayatta bir insanın , bayağılıktan veya yalnızlıktan birini seçmekten başka şansı yoktur. A. Schopenhauer
Saim Saban
Saim  Saban
14 Aralık 2017 Perşembe
saimsaban@gmail.com
Oğuz Atay’ı anarken
Oğuz Atay’ ı okuduğumda​, özellikle ‘Günlük’ ünden sonra şöyle düşündüm.
Aydın; bilen değil kaygı duyandır. 
Günlük tuttuğu defterine şöyle yazıyor Atay ; 

“…”…Bir de insana karşı katılığımız, inafsızca yalnız bırakışımız  var ki,​        gör​ünüşteki sıcaklık ve laubalilikten sonra daha da yıkıcı oluyor​ bu  ​bükülmezlik. Gene de sürekli bir kötülük de​ğil​; bu bakımdan​ da (Allahta​n) tutarlılık gösteremiyoruz…”

Oğuz Atay, beyninde tümör olduğunu öğrenmiş ve  Londra’ da ameliyat olmuştur. Durumu hiç iyi değildir ve

defterine aşağıdakileri yazmıştır. Zaten bu satırlardan kırk gün sonra da hayata veda etmiştir. Defter bu notlarla bitmektedir. Henüz 43 yaşındadır.
Günlüğünü okuduğumuzda onun ‘Türkiye’nin Ruhu’ nu anlamak için ne kadar muhabbetli acılar içinde olduğunu görürsünüz. 

Günlüğün bir yerinde şöyle diyor “…insanlarımızın, daha doğrusu benim ilgilendiklerimin dünyaya nasıl baktıklarını -benim bilebildiğim.görebildiğim kadar- bu arada anlatmak istiyorum. Bati Dünyasından bütünüyle farklı bir görüşü anlatmayı bilmem nasıl becermeli? Bunu hissetiğimi sanıyorum.

​ Bir bakıma “irrational’ -Batının anladığından ayrı- bir görüş bu.  İçinde, düşüncenin farketmediği bir ‘humour’ olan, saf diyebileceğim bir görüş. Bana öyle geliyor ki biz çocuk kalmış bir milletiz ve daha olayları ve dünyayı mucizelere bağlı, ‘myth’lere bağlı bir şekilde yorumluyoruz en ciddi bir biçimde. Aklı başında bir  Batılının gülerek karşılayacağı ve bize ölesiye ciddi gelen bir şekilde.

Bir başka nokta daha: öyle bir yarım yamalaklığımız var ki, bizim dramımız, trajedimiz, akıl almaz bir biçimde gelişiyor. Ayrıca, bir trajedinin içinde olduğumuzun farkında bile değiliz. Çok güzel yaşayıp gittiğimizi sanıyoruz. İktidardaki adamlar da, bu sanıyı bütün millet adına dile getiriyorlar. Birkaç aydın dışında bunu anlayan yok gibi. O aydınlar da, sosyal bir takım sözler ediyorlar. Psikolojik yönü boşlukta kalıyor bu meselenin.” 

OĞUZ ATAY’ IN GÜNLÜĞÜNDEKİ SON SATIRLARI

3 Ekim 1977, Lond​ra

​Yakında ls​tanbul’a dön​üyorum. Bugün Dr. Morgan’a gideceğim,​ilaç v.s. için görüşeceğim​, içim karışık – düşüncelerle değil- bulanık.

Yalnız,​ ​akl​ım ve kafa gücüm olursa ‘E​ylembilim’ ve ‘G​elece​ği  Elinden Alınan Adam’ adlı hik​ayelerimi bitirmek istiyorum.

ikisinin de ana ha​tlarını bu deftere yazmış​tım, ama yazacak kuvveti​ ve düşünme çabasını kendimde bulamıyorum. Belki bu deftere bazı ayrıntılar yazabilirsem bir yerden yürütmeye başlıyorum -​başlayacağım- diyebilirim. Bu çaba bana çok anlamlı g​örünmüyorsa​ da bütün gü​nümü a​ynı sonuçsuz duşüncelerle geçirmekte​n daha yararlı olabilir. Üstelik ‘Eylembilim’ in belki Türkiye için -iyi​ yazılırsa- bir şeyler ifade etmesi ​mümkün olabilir​. Tabii önce ban​a

tamam gelmesi şartıyla. Artık kafamın bulanıklaştığını ve saçm​aladığımı düşünsünler istemiyorum. ‘Onlar’ için bir şey yazma​nın gerginliği de​ğil bu; ama gene de -düş​ünme zorluğunun dışında​ bir gerginlik duyuyorum bu nedenle. ​Biraz önce ‘Eylembilim’i​n​ son sa​yfasını da -yarım kalmıştı- bulamadım. ​Bu küçük evde k​ağıtların kaybolması olur şey değil. 36. sa​yfa cümlenin, ha​tta kelimenin ortasında kesilip kalmış. Neyse bu hiç önemli değil. Bu​ d​eftere gerçekten bir şeyler no​t e​debilirse​m ​- Papi benden bir haf​ta on gün önce​ ​gidecek – kendi başıma hikayeyi biraz yoluna koyabilirim. Tabii​ bugüne kadar neler kurdum, ne kadarını gerçekleştirebildim ayrı​ mesele. Belki, bir iki kişinin dediği gibi ancak kendini ve aklına​ nasıl geliyorsa öyle yazan biriydim; ben de son zamanlarda buna​ gi​ttikçe daha fazla inanıyorum. Oysa Mustafa İnan​’da başladığım​ bazı değişik şeyler vardı sanki. Ya da bazı şeyleri kendime göre anlatmayı​ deniyordum.

  Düşüncem geç geliş​ti, biraz geç başladım; biraz​ da erken bırakmak durumunda kalıyorum. Geleceğini kaybetmek,​yaşanan zamanı da boşlaş​tırıyor. Ne yapalım, henüz biraz da​ha​ ayakla durma gücüm var; deneyelim, sonuç almaya çalışalım.

  Sosyal   Medyada   Paylaşın
  • Site Yorum
  • Facebook Yorum

Bir yorum bırak

Bir yorum bırak

%d blogcu bunu beğendi: